Bir Bayram Geleneğinin Düşündürdükleri
Merhaba Sevgili Okurlarım,
Günümüzde sosyal medya, hepimizin hayatında önemli bir yer edinmiş durumda. Elbette ki herkes sosyal medyayı farklı ilgi alanları doğrultusunda kullanıyor. Ancak kabul etmek gerekir ki, çoğumuz için sosyal medya artık vazgeçilmez bir unsur haline geldi.
Hal böyleyken, geçtiğimiz haftalarda Ramazan Bayramı sürecinde sosyal medyada dikkatimi çeken bir video ile karşılaştım. 1,6 milyon takipçisi bulunan Kadriye Olgar Hanımefendi’nin bayramda eşinin elini öpmesi, takipçileri arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuş. Bu durum zamanla büyüyerek tartışmalara dönüşmüş ve Kadriye Hanımefendi’yi, olayın arka planını anlatan bir video çekmeye yöneltmiş.
Eşinin elini öpmesi nedeniyle gelen tepkilere karşılık olarak şu ifadeleri kullanıyor Kadriye Hanım; “BAYRAMDA EŞİMİN ELİNİ ÖPTÜM, KIYAMET KOPTU… ‘VAY EFENDİM KADIN EŞİNİN ELİNİ NASIL ÖPER?’”
Ben önce bir durdum, şaşırdım ve sorgulamaya başladım. Neden, eşinin elini öptüğü için kıyamet kopsun?
Açıkçası, bu denli doğal bir davranış için açıklama yapma gereği duyulması beni bir kadın olarak oldukça üzdü. Ne yazık ki bazı kesim; konuşmayı, yorum yapmayı ve çoğu zaman yeterince düşünmeden eleştirmeyi fazlasıyla seviyor. Hem de oldukça fazla seviyor. Ben bu kesimi, “tepkisel-eleştirel-bilinçsiz sosyal medya kullanıcıları” olarak adlandırıyorum.
Kadriye Olgar’ın sosyal medya hesabı genel olarak incelendiğinde; iş kadını, eczacı, sporcu, resim sanatına meraklı ve sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol alan bir isim. Aynı zamanda iki çocuk annesi olan Kadriye Olgar’ın, çocuklarıyla, torunlarıyla geçirdiği özel anları paylaştığı gibi; eşine, geçmiş yaşamına, hayata dair pek çok konuya samimi içerikler ile yer verdiği görülmekte. Hatta, samimi paylaşımlarından birinde, Güven Olgar Beyefendi ile evliliğinden önce kısa bir nişanlılık süreci yaşadığını; bu ilişkiden neden bilinçli bir şekilde vazgeçtiğini anlatarak, yaşadığı deneyimi yeni nesil için bir ders niteliğinde aktarmış ve ilişkilerde daha dikkatli olunması gerektiğinin de altını çizmiştir. Böylesi her şeyiyle örnek olmayı kendine misyon edinmiş bir Hanımefendi’nin, 54 yıllık bir evlilikte ve bir bayram gününde eşinin elini öpmesinin neresi yanlış? diye düşündüm.
Bu davranış neden bu kadar tepki çekiyor, neden tartışma konusu oluyor? Gerçekten düşünmek gerekiyor. Aklı başında, hayatı ciddi yaşayan ve Kadriye Hanımefendi’yi takip eden herkesin bu video paylaşımı sonrası yapmasını beklediğim; videoyu beğenmeleri ve güzel temenniler sunmalarıdır. Ama öyle olmamış O kadar tepki almış ki; Kadriye Hanımefendi’nin açıklama videosu çekmesine sebep olmuş ...ilginç...
Sonra da herhangi bir kadın cinayetinin ardından dönüp “Bize ne oldu? Toplumumuz neden yozlaştı? Biz aile, yuva kavramlarını bilen toplumken, şimdi neden cinayetleri konuşuyoruz” diye sorular sorar durursunuz, suçlu ararsınız da bir dönüp kendi bakış açınıza ve iç dünyanızdaki yarattığınız o korkunç ruh halinize bakmazsınız… Suçu; dizilere, dış etkenlere yüklersiniz.
Benim gördüğüm şu; Toplumun “tepkisel-eleştirel-bilinçsiz sosyal medya kullanıcıları”; mutlu evliliklere ve huzurlu ilişkilere karşı da bilinçli olarak tepkisel, eleştirel ruh haliyle bakabiliyor.
Özellikle güçlü, üretken ve hayatını kendi dengesiyle kurmuş kadınlar söz konusu olduğunda, yapılan her davranışa farklı anlamlar yüklenerek tartışmaya açıldığını görüyorum.
Karşımızda; bakımlı, çalışan, üretken ve güçlü bir kadın var. Bana göre; bir kadının güçlü olması, hayatındaki erkeğin onu bastırdığı değil; aksine ona alan açtığı, destek olduğu ve birlikte bir denge kurdukları anlamına gelmektedir. Yani, tek taraflı değil, karşılıklı destek ve anlayışa dayalı bir ilişki...
Bu açıdan bakıldığında, bir bayram günü eşine duyulan saygıyı ifade eden bir davranışın yadırganması yerine, ilişkinin bütününe bakılması daha sağlıklı olmaz mıydı? Saygı tek taraflı değil, karşılıklıdır. Bu tür jestler de çoğu zaman bu karşılıklı bağın bir yansımasıdır. Bu el öpüşün; saygıdan mı baskıdan mı olduğunu çok net görmek ve ayırt etmek gerektiğini düşünmekteyim.
Öte yandan, toplumun farklı durumlara verdiği tepkiler de düşündürücüdür. Şiddet, mutsuzluk ya da mağduriyet söz konusu olduğunda hızla kenetlenebilen bir toplumsal refleksimiz varken (ki bu son derece kıymetlidir); aynı duyarlılığı, saygı ve karşılıklı anlayış temeline dayanan ilişkileri değerlendirirken de gösterebilmemiz gerekmez mi?
Çoğu evliliklerde duyuyorum; “KOCAM İSTEMEDİĞİ İÇİN ÇALIŞMIYORUM”… Olabilir, tabi, saygı duyarız ve sizde saygı duyulmasını beklersiniz!!! Pekiiii burada Kadriye Olgar Hanımefendi gibi çalışmayı, üretmeyi seçen bir kadına, arka planda destek olmayı seçen, saygı duyan Beyefendi’yi neden görmüyoruz? Ve birbirlerine duydukları saygıyı neden alkışlamıyoruz? Neden örnek almıyoruz?
Ama kocası istemediği için çalışmayan kadın kendi hayatını değil; kocasının kendisi için biçtiği hayatı yaşıyor….Ve işte böyle baskılanan kadın; güçlü-başarılı-üreten-bakımlı aynı zamanda bir de annelik vazifesini layığıyla yerine getiren bir kadın gördüğü zaman linçlemeye başlıyor. Yani aslında olmak istediği ama olamadığı kadına kin kusuyor….Ötesi bir açıklama yok……
Kadın mağdurken, gözyaşı dökerken, bir başka kadın destek oluyor ama aynı kadın güçlü, başarılı, mutlu, güzel kadın gördüğü zaman düşmanlık yapıyor….
Peki nerede kaldı; “kadın kadının yanında” sözü
Yoksa Kadınlar sadece mağduriyet savunucusu mu oluyor? Tüm bu sorular peş peşe gelir, cevapları kişiden kişiye göre de değişir ama tepkisel, eleştirel ve bilinçsiz sosyal medya kullanıcılarının toplumu bilinçli olarak yozlaştırdığını düşünüyorum. Önerim ise; bu tip kullanıcıları anında engellemek ve çoğalmalarının önüne geçmektir.
Yıllarca oku, hayaller kur; sonra evlendiğin kişinin senin çalışmanı istememesi… Açıkçası bu, benim açımdan oldukça üzücü bir bakış açısı ve beklenti. Bir kadının eğitimini, emeklerini ve hedeflerini görmezden gelmek hoş bir yaklaşım değil. Ama, her evliliğe; kendi inandıkları düşünceler çerçevesinde saygı duyulmalı ve “ben olsam böyle yapardım, ben asla yapmazdım” gibi beylik cümleler kurmamalıyız.
Çalışma hayatında olmam konusunda, sorumluluklarım ve hedeflerim yolunda her daim yanımda olan, beni destekleyen Kıymetli Canım Eşime gönülden teşekkür ediyorum. Hayat; aynı duyguda, aynı anlayışta ve aynı noktada buluşabildiğin insanlarla anlam kazanıyor.
Birbirini anlayabildiğinde ise çok daha güzel oluyor… “”Dünya Tamamen Kötüye Gitmiyor. Sadece İyi Haberler Daha Az Konuşuluyor.””@Girisimcikafasi
İyi haberlerin, olayların çokça konuşulduğu, paylaşıldığı ve alkışlandığı günler temennisi ile;
Kurban Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutlar; aileniz ve sevdiklerinizle birlikte huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ederim.
El öpenleriniz çok olsun
Kalın Sağlıcakla…